Marmara 4 günde 10 kez sallandı! Büyük depremin öncüsü mü? ‘Asıl önemli olan bu ikisi’

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Kahramanmaraş’ta 6 Şubat’ta meydana gelen ve 11 ilde yıkıcı hasara yol açan 7.7 ve 7.6 büyüklüklerindeki depremlerden sonra gözler Marmara Bölgesi’ne çevrildi. Marmara Denizi’nde 6-9 Mart arasında yaşanan büyüklüğü 1.2 ile 4.2 arasında değişen 10 depremle paniğe kapılan İstanbullular, küçük depremlerin olası bir büyük Marmara depreminin öncüsü olup olmadığını merak etmeye başladı. Sakarya Üniversitesi Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma Merkezi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Utkucu, Marmara Denizi’nde meydana gelen küçük depremlere ilişkin Milliyet.com.tr’ye önemli açıklamalarda bulundu.

‘ÖNCÜ DEPREM’İ NASIL ANLAYACAĞIZ?

‘Öncü deprem’ şüphesinin ancak bir deprem bilimci tarafından kanıtlarla birlikte dile getirilmesinin bilimsel bir yaklaşım olacağını söyleyen Prof. Dr. Murat Utkucu, son günlerde Marmara Denizi’nde yaşanan depremlerin ‘öncü deprem’ olması şüphesi hakkında ancak ana şok gerçekleştiğinde geriye dönük inceleme yapılabileceğini belirtti.

‘Öncü deprem’in nasıl tespit edildiğine de değinen Prof. Dr. Utkucu, “Bir küçük depremi ‘öncü deprem’ olarak nitelendirebilmek için öncüsü olarak gördüğümüz büyük depremin olması gerekir. Büyük deprem olduktan sonra öncesinde olan küçük depremler eğer büyük depremi oluşturan aynı fay üzerinde ve büyük depremin odağı civarında oluşmuş iseler ‘öncü deprem’ olarak isimlendirilirler. Dolayısıyla ana şok dediğimiz büyük deprem olmadan ‘öncü deprem’ nitelemesi kesin olarak yapılamaz” dedi.

‘TEDİRGİNLİĞE YOL AÇMASI NORMAL’

Artçı depremlerin de tek başına büyük deprem etkisi yarattığı Kahramanmaraş’ta görülmüştü. Prof. Dr. Murat Utkucu, artçıların yarattığı tedirginliğin normal olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Artçı depremlerin tedirginliğe yol açması normal. Çünkü artçı deprem etkinliği normal deprem etkinliğinden daha yüksek ve fark edilir bir etkinlik olduğundan tedirginlik oluşturabilir. Ancak artçı deprem etkinliği de hızla sönümlenerek alışılageldik normal deprem etkinliğine dönüleceği unutulmamalı.”

‘HİÇBİR İŞARET OLMADAN DA BÜYÜK DEPREM GELEBİLİR’

Büyük depremler öncesinde yaşanan bazı olayların ‘deprem işareti’ olarak görülmesi yıllardır süren bir tartışma. ‘İşaret’ tartışmasına da değinen Prof. Dr. Murat Utkucu, “Kimi zaman deprem sıklığında artış ile birlikte radon gazı çıkışı, yeraltı su seviye değişimleri, alışılmadık hayvan davranışları gibi birkaç diğer sıra dışı davranış beraber gözlenmesine rağmen, beklenen büyük depremin olmadığının yani yanlış deprem alarmının örnekleri tarihte mevcuttur. Bazen de fark edilir hiçbir işaret olmadan büyük depremler olabiliyor” diye konuştu.

10 YIL İÇİNDE TAM 235 DEPREM YAŞANDI

Prof. Dr. Murat Utkucu, Sakarya Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü’nde arındırılmış deprem kataloğu üzerinden yeni yapılan araştırmalardan şöyle söz etti:

“Araştırma, Marmara Denizi altında Kuzey Anadolu Fayı’nın Kuzey Kolu boyunca dar bir alan içinde 1999 ile 2010 arası 429 adet ve 2010 ile 2020 arası 235 adet büyüklüğü 2.9 ve daha büyük deprem meydana geldiğini göstermiştir. Deprem bilimde depremlerin sayısından çok hangi büyüklükteki depremden kaç adet meydana geldiği daha önemli. Bu iki parametre daha önemli.”

KÜÇÜK DEPREMLERLE ENERJİ BOŞALMASI OLUYOR MU?

Prof. Dr. Murat Utkucu, küçük depremlerin fayın enerjisini boşaltması açısından etkisini de değerlendirdi. “Sık sık yaşanan küçük depremler 7’nin üzerinde bir depremi engelleyebilir mi?” sorularına Kahramanmaraş örneğiyle cevap veren Prof. Dr. Utkucu, “6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş’ta meydana gelen ilk büyük deprem, 20 Şubat 2023 tarihinde Hatay’da meydana gelen 6.4 büyüklüğündeki artçı depremden yaklaşık 200 kat daha büyük bir kuvvete sahiptir. Dolayısıyla 7 büyüklüğünde bir depremin enerjisini biriktirebilen kilitli bir fay kesimi boyunca binlerce küçük depremin meydana gelmesi biriken enerjinin boşalması bakımından nerdeyse etkisiz sayılabilir” dedi.

‘ANADOLU YAKASI AVRUPA YAKASI’NA GÖRE DAHA İYİ’

Prof. Dr. Murat Utkucu, olası bir İstanbul depreminin ardından ortaya çıkabilecek tsunami riskini de göz önünde bulundurarak ilçe ilçe sınıflandırmak yerine parsel ve bina bazında değerlendirmenin daha doğru olacağını belirtip şunları ekledi:

“Genel olarak söyleyeceğimiz faydan uzaklaştıkça yani kara içine doğru deprem dalgalarının yıkım gücünün azalacağı ve Anadolu Yakası’nın zemin açısından Avrupa Yakası’na göre daha iyi olduğudur. Bununla birlikte Anadolu Yakası içinde de zeminin uygun olmadığı yerler olduğu gibi Avrupa Yakası’nda da zeminin sağlam olduğu çok yer mevcuttur. Dolayısıyla her parsel ve her bina ayrı olarak ele alınmalı.”

‘TEDBİRLER HAYATA GEÇİRİLMELİ’

Prof. Dr. Murat Utkucu, son olaral İstanbul’da yakın zamanda yaşanabilecek olası bir büyük depreme ilişkin ise, “Müdahale edemediğimiz deprem tehlikesinden çok deprem riskinin düşünülerek riski azaltacak tedbirlerin hemen ve devamlılıkla hayata geçirilmesi elzemdir. Sağlam zeminli alanlarda imar, yatay mimari, bina inşa yönetmeliklerine uyma ve bunun sağlıklı denetlenmesinin sağlanması ve kentsel dönüşüm deprem riskini azaltma bağlamında en önde ifade edilebilir” yorumunu yaptı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir